Kayıtlar

ciğerim delindi

Kızım sabah 06:15'de uyandı bugün.
06:40'da ben evden çıkıyorum. Aldım yatağımıza o mayıştı ben kokladım. O mayıştı ben saçlarını okşadım. O mayıştı ben öptüm...
Sonra..sonra gitme vakti geldi...kalktım birşey demedim, öptüm el salladım ve gittim. 
Yanından ayrıldığımdan beri acaba az mı öptüm, acaba az mı kokladım. İşe gidiyorum da demedim. Sanki arkamdan da bir garip baktı, sanki üzgün gibi, bozulmuş gibi. Acaba ruhu ne kadar yaralandı. Annem nereye gitti, neden bıraktı beni böyle öpüp koklarken, annem beni bıraktı beni sevmiyor mu acaba diye düşündü mü diye düşüne düşüne yedim kendimi...O bakışı ve mayışması gitmiyorken aklımdan ve annemle konuşmuş, günün ilk fotoğrafları ve ilk sohbeti yapılıp bitmişken telefonda..tekrar aramak istemiş. 
Açtım telefonu "annecimmmm" deyip ağladı...
İlk aklıma gelen ne neden ağladığı ne beni özlediği. Gideyim dedim. Gideyim eve gideyim. Hemen apar topar gideyim. Şimdi hemen çıkayım...Ama...Gidemedim...Gitmedim...
Çok zor...Ann…

iki ileri bir geri

Resim
Taşındım.  Aslında taşındım deyip şu fotoğrafı koymak yeterli olurdu ama kadın milletiyiz tüketmemiz gereken günlük 15bin kelime var. Anlatmadan yazmadan olmaz.  Kızıma 2014 yılında hamile kaldığımda 55-56 kg arasındaydım. Durum o derece vahim. Bitmiyor amk işleri...amk kolileri yapıştır doldur bitmiyor. Şimdi de aç aç yerleştir yerleştir bitmiyor. Nasıl iş anlamadım. Bir de derdim ki benim eşyam az. Hakikaten az ama bu vakitler noldu ürediler, türediler mi anlamadım. Aslında herşey çok düzenli çok başarılı idi maşallah. Nakliyecilere ilk defa taşındığımızı söylediğimizde. "Abla, sanki 3.-5. kez taşınıyor gibi istiflemiş kolilemişsiniz" dediler ama bilemiyorum sabah adamlar geldiğinde biz hala eşimle birşeyleri kolilere koymaya bantlamaya uğraşıyorduk. -Yattığımız çarşaflar, -Allahım bu da mı kalmış, -anamm bunu unutmuşum ya! dediğimiz herşeyi "Son Kalanlar" şeklinde koliledik. Vardık gittik yeni evimize. Dur gitmeden öncesi olanları anlatayım. Öncesinde Allahım ne aksil…

Taşınıyoring...

Resim
kertenkele gibi kaldım ortada.
bi sağıma bi soluma anlamsız ve mecalsiz bakıp sonra tekrar bi sağa bir sola bakıyorum. sonra sanki aklıma birşeyler gelmiş havasına kapılıp kafamı -ahandaaaa- deyip hafif yukarı kaldırıp -yok lem- deyip yine anlamsız gözlerimi pörtletip bir sağa bir sola bakıyorum. Çünkü taşınıyorum. taşınıyoruz. Yani böyle şeyleri kadınlar nedense! daha bir başka sahiplendikleri için hep "m" iyelik ekini kullanıyorum. 
Çünkü derdi bizi geriyor. Hiç duymadım ki bir erkek kişisinden -ay ayol taşınıcaz da o kadar eşya nasıl kolilenecek. o kadar temizlik nasıl yapılacak?-
 Evimizi almadan önce -aman- derdim -benim eşyam az ben ne kolay taşınırım.- derdim. Dedim yani bunu. Taşınmaya erinen sevgili arkadaşlarıma -amannn insan hevesinden dünyayı görmez- dedim. ben olsam -teeey teeeeey- dedim. Ben bunları hep dedim. Şimdi bir güzel yedim yuttum laflarımı. 
Hani eşyalarım az hakikaten.
Misal olsun salon takımım yoktur, gümüşlüktür aynadır vitrin dolap vs sevmem …

eyyy lohusa...

Lohusa farkındalık haftasıymış. 
Düşündüm, lohusalığı "lohusa farkındalık haftasına" denk gelenler acaba farkındalar mı diye?
Sonra kendi lohusalık dönemimin de aslında bu zamanlara denk geldiğini düşündüm ve ben böyle bir hafta olduğunu bilmiyordum. Zira kendi lohusalığımla meşguldüm.
Çok zor bir süreç bence. 
ve lohusalık öyle ilk 40gün falan değil bence çünkü sürekli isim ve biçim değiştiren bir kavram. Lohusalık anne olduğun ilk gün ya da hamileyken başlar ve kendi sonsuzluğumuza kadar devam eder.
Lohusalık ile ilgili ne yazsam dedim. Kendi lohusa anılarımı düşündüm. 
Salondaki 3lü koltuğa yapışmış halimi, kızımı koltuğun ucunda yatarken, köpeğim yerde uyurken ki görüntümüz geldi aklıma. Ben sürekli ya kitap okurdum ya belgesel izlerdim hemde ezberleme boyutunda. O kadar izlerdim ki bir belgeselde kullanılan bir görüntünün aslında hangi belgeselden alındığına kadar hakimdim olaya. Kolumu kaldıracak dermanım, enerjim, isteğim yoktu o dönemlerde. Ve aşırı bir salaklık…

İşeyemedik...

Olmadı yapamadık çok tuttuk bir türlü işeyemedik.
Bizim kız sabah dolu bir bezle uyanır, bezi değiştirirsin 2 saat sonra bez yine tamamiyle dolar. Gün içerisinde ise normaldir. Yani en fazla çiş sabahın ilk saatlerindedir. 
Bezi iki gün kuru kalktı, gece hiç işemedi. Sabah lazımlığa oturtuldu saatlerce bir damla işemedi.
lazımlıktan kaldırıp dikkati dağılsın, taktığı için işeyemedi ellam dedik. Ayağa kaldıramadık çünkü o kadar çok çişi var ki ayakta duramıyordu. Yerlerde sürünüyordu. Yapmadı yapmadı yapmadı.
Mutsuz huzursuz ağlak bir çocuk oldu. 4 gün denedik. Artık tamam dedik olmayacak yapamadık biz. 
Pazartesi başlamıştık, Perşembe günü bizim kız yerlerde sürünüyor yapmamak için. Eşimle birbirimize sarılıp napıcaz diyoruz. O yerde hönkürüyor. Eşim dedi ki "ben eve gelmek istemedim hiç." Durum o kadar vahim bir hale geldi. Biz de beze geri döndük. Beze de işemedi. Kafayı yemeye karar verdik ;)
Milletin çocuğu çişini tutamaz bizim ki de tutmak ki ne tutmak.
Velhasıl bi…

laayynnnn!

Bu ne beea!
Sıçayım böyle işin içine, öğrenmesin amk. 5 yaşına kadar bez bağlayalım.
Tamam kabul ediyorum zor olacaktı biliyorum ama bu kadar zor olacağını tahmin etmiyordum.
Lazımlığa oturmak, oturduktan sonra çişini ve kakayı yapmak bu kadar zor olmamalı.
iki ıkın bir sıkın bitti bu kadar.
Nasıl ki geceleri bebekken yahu bu çocuk neden uyumuyor, Bismillah de dön sağına uyu yavrum diyorsam şimdi de aynı şeyi kakası için çişi için diyorum. 
Pazartesiden beri uğraşıyoruz. Herşey çok iyi gidiyordu. Yarı bacağa-halıya-üstümüze yarı lazımlığa. Hoop koşup lazımlığa oturmalar falan ama bu sabah kıyamet koptu evde.
Geceleri yatarken bez bağlıyoruz. Kendi yatağında yatmak istemedi, kıvrım kıvrım çünkü çişi ve kakası var. E yapsana evladım! yok olmaz.
Neyse gece 1 de uyandı. Hemen koştuk lazımlığa, bez kupkuru çıktı ama daha lazımlığa oturamadan üst baş rezil. Lazımlığa oturdu zorla, çiş yaptı bizde alkış kıyamet kutlamalar. Neyse yattık biz, sabah 06:00da uyandı. Uyanmak ama nasıl gözler faltaşı, mah…

Obsessive Compulsive Temizlik Takıntısına 5 kala.

Resim
Şu naif hayatımda öyle birşeye özeniyorum, öyle bir ahh keşke diyorum ki anlatamam.
O da şudur ki: Evimin her an misafir gelecekmiş gibi tertemiz, pir-u pak, ışıl ışıl olması.
Ama olmuyor yani ancak 1 saat oluyor, o saati de denk getiremediği için kimse olmuyor işte.
Neden olmuyor, neden başaramıyorum bilemiyorum.
Çok mu pisim, çok mu dağınıkım, köpeğim var Ondan mı, kızım küçük Ondan mı, çalıştığım için mi bilemiyorum ama. Şöyle kapı zırrr deyince hoop açıveren, göğsünü gere gere "Ayy Efendim kapı ağzında kaldınız, buyrun içeri" diyiveren biri olmayı nasıl özeniyorum an-la-ta-mam.
Hayatımı bu uğurda feda ediyorum, bir arpa boyu da yol almışlığım yok. Hatta ki ne zaman ev en b.k halinde, ne zaman evi b.k götürüyor aha zil çalar komşu, kafasını içeri uzata uzata konuşur. 
Bizim ailedeki  kadınların hepsi pırıl pırıldı. Çat kapı git evleri benim şuan temizlik yapmış evimden pırıldı. Ev hanımıydılar,ona bağlıyorum. Yoksa hah! mümkün mü, bir kadının hem çalışıyor olup hem evinin mis …

Instagram